Mete Ayhan ile yapılmış bir görüşme

0 yorum var

1 kez görüntülendi. | Tarih: 28th Kasım 2008 | Yazar: abdelk | Kategori: Görüşme/Reportage

Önce bize kendinizi tanıtır mısınız? Mete Ayhan kimdir bilinenin dışında?
Mete Ayhan, dünyada her şeye çok meraklı ama asıl tarih meraklısı, okumayı ve bilgilenmeyi bir amaç edinmiş, (babamı erken yaşta kaybetmekten olacak) baba olmayı kendine yakıştıran, mütevazı olmaya çalışan siniri saman alevi gibi olan inadı ise kolay kırılmayan yaptığı her şeyde zevk alınacak bir yan bulan bir garip yolcu hayat yolunda.

Oyunculuğa nasıl başladınız?  
Ben önce tiyatroya başladım. Hala tiyatroya devam ediyorum. Aslında ilk amacım yazar olmakti. Sonra arkadaslarımın, özellikle Levent Üzümcü’nün teşviki ile oyunculuğa yöneldim. Fakat şimdi tekrar oyun yazmaya çalışıyorum. Şu an bitmiş iki perdelik bir oyunum bir de tek perdelik oyunum var. Fakat asıl yeni yazmaya başladıklarımı tavsiye ederim…

Tiyatro diyince zihninizde beliren şey nedir?
Dokunmak, insanın hayatına bir noktadan girip orada anılarının, zihninin içinde var olmak. Işte böyle bir şey geliyor aklima. Orada yaşayacağimi bileceğim için kendimi çoğalmış ve kavramsal bir şekilde ölümsüz olmuş hissediyorum. Bir yandan da bu sızıvermek gibi görülebilecek şey çok şizofrence ve psikopatça bir şey.

Bir AST (Ankara Sanat Tiyatrosu) geçmişiniz var. Nasıl bir deneyimdi, o günlerden bu günlere neler kaldı sizde?
Ben ayrıca AST’dan mezunum derim hep, çünkü ben Ankara Sanat Tiyatrosu’nda çalıştığım dönem o tiyatronun en küçüğüydüm. Beraber sahneye çıktığım insanlar benim abilerim ve ustalarımdı. Hala da onurla söylerim ki okulda da hocalığımı üstlenen Altan Erkekli benim ustamdır. Ben onu çırağıyım keşke mümkün olsa da hala bir seyler öğrenebilsem. Yani o günlerden bu günlere sahneye ve hayata dair çok sey kaldı ve hepsi güzel fakat önümüzdeki yillara AST kalacak mı onu bilemiyorum…

AST’ de kaç yıl oynadınız?
4 sezon kadar oynadım.

 

Eskişehir Şehir Tiyatroları’nın kurucu kadrosundansınız. Başlangiçta tiyatro açısindan Eskişehir’de ne vardi, ne yoktu?
Hiçbir şey yoktu desem. Her şeyi hocanın (Yılmaz Büyükerşen) desteğiyle biz hallettik. Işin %80′i biz buraya geldikten sonra halloldu. Buranin kuruluşunda görev alan Prf. Dr. Ö. Zühtü Altan’a ve Ergin Orbey’e çok şey borçluyuz. Bundan 10 sene öncesine dönelim, Eskişehir’de bir şehir tiyatrosu kurulacağı kimsenin aklina gelmezdi. Hatta 15 sene öncesinde Eskisehir’de bir tiyatro açılacak dense kimse inanmazdı. Ve bu kadar büyük bir tiyatro olacağına kimse inanmazdi. Ben her zaman söylüyorum bir tane tiyatro sevdalısı bu konuda bilgi birikimi olan, inatçı bir politikacının ürünüdür bu tiyatro. Ve ona sadece politikacı da dememek lazim. Bir sanatçı, bir vatansever demeliyiz bence.

Ama kentin de potansiyelleri vardi tabi…
Kentin potansiyeli vardi ama Izmir’in de potansiyeli var, fakat Izmir’in bir şehir tiyatrosu yok. Mesela Edirne’de devlet tiyatrosu bile yok. Edirne’de de potansiyel var, okumuş kitlesi gayet yüksek bir kenttir.

Belki de hizmet olarak da biletlerin çok daha ucuza satılmasi bu durumu desteklemiştir.
Aynen öyle. Biz AB ‘ye girmek istiyoruz diyorsanız, bu ülkede öncelikle iyi bir kültür hizmeti sunmak lazim. Bizim altyapi problemimiz falan çok önemli değil, çoğu çözülebilecek sorunlar. Ama üst yapı problemi yani sanat ve kültür problemi çözülebilmiş değil. Ama burasi çözdü, bitirdi. Büyük olasılıkla da sanatla ilgili bu olumlu durum devam eder diye düşünüyorum.

Eskişehir Şehir Tiyatroları kurulduğunda, 2000 yılıydı sanırım …
Evet, 200 yilinin eylül ayıydı.

Ve ilk oyununuz Bir Şehnaz Oyun’du…
Evet, aslinda başta başka oyunların da provalarını yaptık ama sonra Bir Şehnaz Oyun’da karar kıldık.

O oyunu nerede oynamaya başladınız peki?
Ilk oyun Haller’de oynandı. Ama provalar başka bir kültür salonunda yapıldı. Sonra Turgut Özakman Sahnesi açildi ve en son da sanat ve kültür sarayı yani opera açıldı. 

Eskişehir’de yaşıyor olmak, burada tiyatro yapıyor olmak nasıl bir duygu?
Bu bir duygu değil bir gerçek. Kim ne düşünür bilemem ama bence bu şehirde diz boyu karda bile salonu dolduran bu seyircinin önünde oynuyor olmak büyük bir nimet. Burada yaşamaktansa ondan daha mutluyum. Çünkü sadece işimiz yok bu şehirde, bir Avrupa kentindeki gibi itibarimiz var. Bir sanatçiyi tatmin edecek her türlü imkan, saygıi ve sevgi var. Bu kente çok teşekkür ederim. Fakat basta Yılmaz Hoca’ya minnettarım. Bir de Ergin Hoca’ya çünkü beni bu tiyatroya alarak beni bu düşe ortak eden odur…

Hayatinizda şu anda tiyatronun yerine koyabileceğiniz bir şey var mı?
Yani tabii ki yok ondan bile değerli kızım var ama… Onun yerine koyamayacağim bir şey. Dün düşündüm, bu meslekte ve bu tiyatroda bana verilen her görevi şeref bilip hep yaptım. Yani o kadar çok seviyorum. Özellikle “Bizim tiyatroyu”, ç ünkü başından beri çok emek verdik bu tiyatro için. Ben kurucu ekiptenim ve bununun nasıl bir onur ve kıdem olduğunu yıllar geçtikçe daha iyi anlıyorum…

2008 yilinda web sitemizin forumunda öykü ve şiirlerinizi bizlerle buluşturacağınızı söylemiştiniz. Çalışmalar devam ediyor mu, ne aşamada?  
Onlar iyi aşamadalar iki tane hazır dosyam var biri öykü dosyası biri şiir dosyası bir fırsat bulup bir yayıncı bulursam basmak istiyorum. Artik satırlarımın da okurların beğenisine sunulmasını istiyorum. Çünkü benim için “önce söz vardı, sonra yazı, sonra taklit.”

Oyunculuk anlamında tiyatro dışında yaptığınız işler oldu mu?
Oldu ama daha çok dizi film ve ben çok önemsemiyorum. Bir kısa filmde oynadim. Ben Kılıçoğlu Anadolu lisesinde ders veriyordum, oradan bir arkadaş “film çekeceğim, oynar mısın?” diye sordu ve oynadım. Filmin adi da “Büyük Baliklar”dı. O filmden büyük keyif aldım.

Ilerisiyle ilgili projeleriniz var mı?
Var. Her halükarda oynamaya devam edeceğim.

Mesela sinema gibi…
Öyle projelerim yok. Olamaz zaten, baskalari proje yaparlar beni uygun görürler ve o zaman o proje olur. Şu anda gelen bir proje yok, ama umarım olur. Sinema filmi yapmak istiyorum. 

Genel sanat yönetmeni olarak hedefleriniz neler?
Yıllarca bu tiyatronun çeşitli idari kademelerinde çalışmış, sonunda bu tiyatroda Genel Sanat Yönetmeni olarak görev yapan biri olarak kısaca şunu söyleyeyim. Tiyatro koskocaman bir iletişim alanıdır. Onun evrensel bir dili vardır. Öyleyse bu dilin imkânlari zorlanmalı ve içinde bulunduğun kentin kültürel gelişimine ve bu dilin başkalarinca buluşturulmasına çalışılmalıdır. Yani hedef önce bu kentte daha çok insana daha farkli yollarla ulaşmak ve ayni zaman da geç kaldiğimiz turneleri gerçekleştirerek daha çok tanınmak asıl hedefimdir bu sene için. Sezon sonunda kent içinde hangi etkinlikleri gerçekleştirdiğimizi ve kaç kişinin katıldığını ayrica nerelere kaç turne yaptığımızı açıklamayı çok isterim…

Daha farklı yollarla ulaşmayıbiraz daha açabilir misiniz?
Biz yaptığımız işlerle aslında belli bir kitleye ulaştık. Ama şehir içinde hala ulaşamadığımız, dar gelirli dediğimiz bir kesim var. Ve bu seneki hedefimiz asıl onlara ulaşmak. O insanların da sanat ve kültür olaylarından yararlanmalarını sağlamak. Onların bu haklardan mahrum kalmamalarını istiyoruz. Bu yüzden onlara bir sekilde ulaşmaya çalisiyoruz. Geçen seneden beri sürüyor bu. Bu sene bir de çocuklari gençleri yetiştirebilmek için yaratici drama çalışmaları koyduk. Bu çalışmalar aslında çocukların kişilik gelişimini artırmak üzere yapılmış bir çalışma. Ve şehir tiyatrosu olarak onlarla irtibat kuralım, onlarla bir ilişkimiz olsun, birbirimizden haberdar olalım istedik. Çünkü bu şehrin %80 i bu tiyatrodan bir şekilde haberdar. Ama bir de %20 lik kesim var ki daha adını bile duymamış. Biz o kesimle ilgileniyoruz şu an. Bu bir, bir de ikincisi kendi içimizde çok kaldık bu seneye kadar. Bu sene artik turnelerle ismimizi Istanbul, Ankara, Izmir’e de duyurmak istiyoruz. Ve bu isteğimizi yavaş yavaş hayata geçirmeye çalışıyoruz. Mesela Istanbul Şehir Tiyatrosu’yla bir protokol yapıldı. O protokol çerçevesinde onlar gelip burada oynayacak, biz de onların sahnelerinde oynayacağız. Tabi daha farklı projeler de var. Mesela köylere ulaşmayı düşünüyoruz. Hem gidip oralarda oyun oynayacağız, hem de köylerde tiyatro kulüpleri oluşturup, onlarin tiyatro yapmalarını sağlamak istiyoruz. Onlardan kendilerine tiyatro yapmalarını isteyeceğiz. Bu çok ütopik geliyor ama yaptığımız zaman çok hoş olacağına inanıyorum. Biz sadece eğitim, dekor, kostüm gibi konularda destek vereceğiz. Tabi bu uzun vadeli bir projemiz olacak.

Son olarak sizden bir anınızı anlatmanizi istesek?
AST’de bir oyunda Altan Erkekli kâğitlari havaya attiktan sonra o kâgıtlarin birbirinden ayrılarak yere düşmesi gerekiyordu. Ben o kâğitlarin hepsini birbirine yapıştırdım. Sonra gittim kağıtlari çekmeceye yapıştırdım. Ondan sonra da çekmeceyi yapıştırdım. Önce çekmeceyi çekemedi, sonra zorladı çekti açti. Sonra elini atti kağıtlara, kağıtlar gelmedi eline. Kağıtlari yırtarak çekti. Sonra o kağıtlarin Rutkay Aziz’in ifadesiyle beyaz güvercinler gibi düşmesi lazımdı. Bir fırlatti havaya, tek parça halinde düştü. Sahnedeki herkes gülmeye başladi. Ben sahne dışındayım tabi, kendim sahnedeyken yapmıyorum o işi. Ç ünkü ben de gülebilirim. Ve sonra Altan Erkekli sahneye baktı, kim yok, Mete yok. Ve beni kuliste gülerken gördü. Ama sonrasinda böyle bir şaka yaptığım için bana bayaği bir kızmıştı. Sonra da çok eğlenmiştik.

Hazırlayanlar: Selin Oktan – Sıla Ceyhan
Fotoğraflar: Sıla Ceyhan

Benzer yazılara gözatın!


, , , , , ,

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapın