Kitaplarımı okuyanlar barışçı olsunlar yoksa zahmet etmesinler

0 yorum var

10 kez görüntülendi. | Tarih: 9th Aralık 2008 | Yazar: abdelk | Kategori: Ödül

296561Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat
Büyük Ödülü’nü edebiyat dalında
 Yaşar Kemal, mimaride Turgut
Cansever ve müzikte Alaeddin Yavaşça aldı. Yaşar Kemal
ödül konuşmasında “Kitaplarımı okuyanlar barışçı
olsunlar yoksa zahmet etmesinler” dedi.
Usta yazar Yaşar Kemal’in ödül konuşması şöyle:

“82 yaşındayım. Ben bu yaşta böyle bir ödülü almaktan memnunum. Beni bu ödülle onurlandıranlara

teşekkür ederim. Bugünü benimle paylaşan dostlarıma da

sağolsun derim. Biliyorum bir takım düşünceleri her zaman

söylemek bıktırıcıdır. Yinede her fırsat oldukça söylediğim,

yazdığım düşünceleri tekrarlayacağım. Biz cumhuriyet çağının

 sanatçıları, romancılar, şairler, ressamlar önce kendi

kültürümüzü dilimize dönmeyi öğrendik. Tercüme

bürosunun çevirdiği dünya klasikleriyle yetiştik.

KÖY ENSTİTÜLERİ DÜNYADA İLK
Halkevlerinin, Köy Enstitüleri’nin kuruluşları bize

yardım etti. Köy Enstitüleri ki gelecekte dünyamızı gerçek

 insanlığa kavuşturacak bir eğitim düzenidir. Şimdi bugünkü

 yer yüzünün eğitim düzeni düzen değil. Böyle bir pedogoji

olmaması gerekli dünyada. Sonra barış da olmaz bugünkü

eğitimle. Mesela Hiroşima’ya bombayı atanların hepsi,

 bunu imzalayan Amerikan devlet başkanı, onu aşağı atan

milyonlarca adamı öldürecek diye düşünen insan da bu

okullardan gelmiştir. Ben bunları dünyanın bütün

 gazetelerine aşağı yukarı yazdım. Bu sistemle insanoğlu

 insanoğlu olamaz diye… Onun için Köy Enstitüleri büyük

başlangıçtı, dünyadaki en iyi başlangıçlardan biridir. Bugün

 Türk romanı, şiiri, resmi artık dünyada yüzümüzü güldürecek

duruma gelmiştir. Batı’da gizem ve düş gücünün çok olduğunu,

 yerlerini akıla ve gerçekçiliğe bıraktıklarını söyleyenler var.

Buna inanmak zor.

BUGÜN DE SONSUZ DÜŞLER KURUYORUM
Benim maceralarım insanın gizemini vermek içindi. Düş gücüne

gelince, bugün de sonsuz düşler kuruyorum. Düş gücünü yitiren

insanın hiçbir umudu kalmaz. Umut, düş gücünün yarattığı ve

insanoğlunun sahip olduğu en büyük değerlerden biridir.

AVRUPALILARI SUÇLUYORUM
Geçirdiğimiz 20. yüzyıl, belki de insanlığın en acılı yüzyılıydı.

Milyonlarca insan, çoğunluğu da genç, bu yüzyılda öldürüldü.

20. yüzyılda çıkan üç savaşın adı da dünya savaşıydı ve bu

 savaşı Avrupalılar çıkardı. Suçluyor musun? Elbette

suçlayacağım, herkesin suçlaması lazım. Avrupa uygarlığın

memleketleri olacak ama bu Avrupa üç defa şey yaptı. En

korkuncu da üçüncü savaş, soğuk savaş… Korkunçtu, insanı

 yozlaştırdı, sanatı yozlaştırdı topluluk insanları yetişmedi.

 19. yüzyıldan kalanlar büyük insan oldu. Tolstoy mesela 19.

yüzyılın insanıydı ve biz onun değerini hala bilmiyoruz.

Büyük yazarların değerini bilecek durumda değiliz.

SAVAŞ VİCDANIMIZI ÇÜRÜTÜR
Her savaş, -adı ne olursa olsun- bir yıkım, bir ölümdür.

İnsanlığımızı ve vicdanımızı çürütür. Hastalıklar, ölümler,

çocuk ölümleri daha birçok acı… Bugün milyonlarca insan

açlıktan, bakımsızlıktan ölüyor. İnsanların yoksulluğu devam

 edemeyecek böyle, ya insanlık yok olacak ya bu sistem devam

edemeyecek. Ne halt ederlerse yapsınlar. Bugün için konuşmuyorum,

 bugün çok kötü şeyler yaşıyor insanlık bundan sonra kesinlikle

 yine yaşanacak. Bir gün bir Türk yazar da bunu söyledi diyecekler.

EDEBİYAT DEĞİL NAMUSUM UMRUMDA
Edebiyatım umrumda değil, namusum umrumda. Bugün insanlar hafızalarımızın alamayacağı kadar değiştiler, başka türlü bir insan

oldular. Bile bile kendilerini öldürüyorlar. Bugün dünyamız

tükeniyor. Bir çok hayvanın, birçok ağacın, birçok böceğin ve

 birçok kuşun soyu tükendi. Bu bir felakettir, insanın yaşamasını

insanın geleceğini söyleyen bir şeydir. Yazık olur bu dünyaya

insanların sonu gelirse. Gelmemeli ve insanoğlu bir gün

bütünlüğüyle bunu anlayacaktır.

SAVAŞIN KÜÇÜĞÜ OLMAZ
Bugün küreselleşme süreci hızla tek bir dünyaya doğru yönlendiriyor

 bizi. Küreselleşme rüzgarının önüne katılanlar her dili her kültürü yıpratıyor. Bugün dünyada ülkemizle savaşın getirdiği korkudan ve

 utançtan bezmiştir. Bugün dünya da ülkemiz de barışa susamıştır.

Tekrar ediyorum, Türkiye en çok barışa susayan ülkelerden biridir.

 ‘Küçük savaş’ diyorlar, savaşın küçüğü olmaz. Bir insanın bile bir

insanı öldürmesi savaştır.

TEK KÜLTÜRLÜ DÜNYA CEHENNEMDEN BETERDİR
Ne büyük mutluluktur ki dünyamız hala on binlerce çiçekli bir

kültür bahçesidir. Her kültürün bir rengi bir kokusu vardır.

 Dünyamızın bir çiçeğinin koparılması dünyamızdan bir rengin

bir kokunun yok olmasıdır. Bu insanlığı insanlıktan çıkartan bir

 durumdur. Her kültürlü bir dünyada insanlığın halini bir göz önüne getirelim. Tek çiçeğe kalmış, tek renge, tek konuya kalmış bir insanlık

 ve tek dile kalmış bir dünya hapı yutmuştur, cehennemden daha

beterdir. Eşek gibi bugünkü dünyanın arkasından gitsinler. Rezil

olacaklar, çocukları, torunları tarihler bunları rezil edecekler.

Adam gibi durmasınlar öyle.

DÜNYA YALNIZCA DEMOKRASİYLE DEĞİŞİR
Böyle olacağına doğal bir yoldan dünyayı düzeltmenin yolunu

seçsek olmaz mı? Doğal yol, yalnız ve yalnız bir demokrasiden

 geçer. Demokrasi de değişkendir. İnsan hakları bildirildiğine göre

birbirine durmadan haklar ekleniyor ve eklemeler bile şimdiden

yetmiyor. Demokrasi gittikçe değişiyor, genişliyor. Demokrasilerde

her şey gittikçe de saydamlaşacak, yeni anlamlar kazanacak.

İYİ DEDİĞİMİZ KÜLTÜR AKDENİZ KÜLTÜRÜDÜR
Anadolu coğrafyası çok kültürlü bir toprak olduğundan dolayı dünya kültürüne kaynaklık etmiştir. Bu çok ilginçtir, bugün dünyada

yaşadığımız, iyi dediğimiz kültür Akdeniz kültürüdür. Çünkü Akdeniz yüzlerce değil binlerce kültürün kaynaştığı bir yerdir. Bizim Türk

insanları geldiler Akdeniz’i geçemeyince burada kaldılar. Şimdi

dünyada Akdeniz’in etrafında dolandı kaldı, yeni kültürler getirdi

 ve bugünkü uygarlık ortaya çıktı. Anadolu’nun zengin kültür birikimine sırtımızı dayayınca yeni dünya kültürüne katkımız olacak.

HİÇBİR ZAMAN KARAMSAR OLMADIM
Anadolu da yaşayan her halk kendi dilini kullanacak, kendi ana dilinden eğitim görecek, kitaplar yazacak, filmler çekecek. Biz çok kültürlü toprak olduğumuzun farkına varacağız. Çıkarımızın yasakla değil özgürlükle olduğunun bilincine varacağız. Ben hiç bir zaman karamsar olmadım, beni okuyanlarda karamsar olmasınlar. Okuyucularıma çok söyledim bunu, benim kitaplarımı okuyanlar barışçı olsunlar yoksa zahmet etmesinler.

SEVGİ İÇİN YAZIYORUM
Ben onun için yazıyorum, sevgi için, dostluk için, savaşa düşmanlık için yazıyorum. İyi şeyler için yazıyorum yoksa gerisi ne olacak yani. Her şey ölümlüdür. En büyük yazarların eserleri bile ölümlüdür. İnsanın içindeki vicdan ölümlü değildir, içindeki sevgi ölümlü değildir. Kötülük her zaman kötülüktür ve ölüme mahkumdur. Sevgi her zaman sevgidir ve sonuna

kadar yaşar, kıyamete kadar bile yaşayan sevgiler olur. Teşekkür

ediyorum. Hasta olmasaydım görürdünüz ne kadar çok konuşurdum.”

Benzer yazılara gözatın!


, , , , , , , ,

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapın