Eşref Armağan adlı o güzel
adamı da, kendisini ülkemizin
sınırlarından dışarı taşırıp
bütün dünyaya tanıtan duygu yüklü Discovery
Channel belgeselini de ilk kez Hürriyet gazetesi
yazarı Ayşe Arman’ın yakın tarihli bir yazısı
sayesinde tanıma fırsatı buldum.
Arman, 19 Kasım 2008 Çarşamba günkü köşesinde
Ankara’da yaşayan görme engelli bir ressamdan söz ediyor ve bu kişinin hayatını anlatan
“The Blind Painter” adlı bir mini-belgeseli izlememiz
için âdeta yalvarıyordu:
Meslektaşımın hararetli tavsiyesi üzerine “Acep nasıl
bir şey ola ki bu film, Ayşe Arman’ı böylesine can
evinden vurmuş?” diyerek, söz konusu yazıda verdiği
internet linkine tıkladım ve yaklaşık 10 dakika süren
Amerikan yapımı o belgeseli izledim.
Film bittiğinde gözlerim dolu doluydu; tek kelimeyle
dumur olmuş bir durumdaydım.
Emin olun ki hemen atlayıp Ankara’ya gitmek ve o yapımda
tanıtılan Türk ressamın boynuna sarılarak “Sağol be Eşref
ağabey” demek istedim, “Küresel ölçekteki imajı nicedir
yerle yeksan olmuş bu toplumu temsilen uluslararası
medyada hemen her gün karşımıza çıkan onca sevimsiz
örnekten sonra, bütün dünyaya böylesine olağanüstü bir
Türk profili sunduğun için Allah senden razı olsun…”
Eşref Armağan, halen 50′li yaşlarını sürmekte olan bir
ressamımız… 1953-İstanbul doğumlu, ancak uzun yıllardır
başkentte yaşıyor. Doğuştan görme engelli, yani hayatı
boyunca “ışık” denilen nimeti hiç tanımamış. Buna karşılık,
parmaklarıyla yağlıboya resimler yaparken ışık, gölge ve en
önemlisi de “perspektif” konusunda inanılmaz sonuçlara imza
atıyor. Bu da batılı bilim adamlarını şaşkına çeviren bir durum.
Hattâ, “durum”dan da öte, resmen “normal ötesi bir fenomen”…
Doğuştan görme engelli birinin beyninde doğaya ilişkin imajların
bu denli gerçekçi ve doğru orantılar içinde nasıl canlanabildiğini
anlamak için ressam Eşref’i Ankara’daki evinden alıp önce Harvard Üniversitesi’nin Nöroloji bölümüne götürüyorlar. Orada, bir sürü
bilim adamı onun beyninin çalışma sırasında verdiği tepkileri
incelerken, o da laboratuarda gayet sakin bir edâyla birbirinden
hoş resimler yapmaya devam ediyor.
Bir sonraki aşamada ise ekibin başı olan Kanada-Toronto
Üniversitesi öğretim üyelerinden Dr. John Kennedy’nin
Eşref ile birlikte İtalya’nın Floransa kentine gittiğine tanık oluyoruz.
Floransa’da, perspektif konusunda sanat tarihinde aşılmaz
bir örnek oluşturan, Rönesans’ın büyük ressam ve mimarı
Filippo Brunellesschi’ye ait sekizgen formda bir yapı var. Burası,
İngilizcede “baptistery” olarak adlandırılan, hemen yanıbaşındaki
kilisenin vaftiz âyini için ayrılmış kısmı…
Dr. Kennedy, “Brunellesschi’nin vaftizhanesi perspektif konusunda
çığır açmış bir yapıdır. Eğer ki Türkiye’den getirdiğimiz mucize
adam Eşref hiç görmeden bu yapıyı da kâğıda çizmeyi başarabilirse,
o zaman ben de tam şuracıkta şaşkınlıktan çatlayacağım” diyor.
Ve Eşref, elleriyle binanın duvarlarında yaptığı kısa bir keşiften
sonra, bu binayı da kusursuza yakın bir perspektifle çizmeyi
başarıyor. Gözleriyle değil, “kalbiyle” görerek…
Türk ressam çizimini bitirdikten sonra, başta Dr. Kennedy olmak
üzere, çevresine toplanan farklı uluslardan sanatseverlerin
kendisine gösterdikleri ilgi ve sevgiyi mutlaka izlemelisiniz.
İnsanlar arasındaki bütün ırkî, dinî ya da kültürel sınırların
ortadan kalktığı müthiş bir an bu…
Hele de Kennedy’nin gözleri yaşararak söylediği şu sözler ne
kadar da güzel:
“Bana göre, Eşref’in yaptığı çizim, Brunellesschi’nin 6 asır önce
vaftizhaneyi buraya diktiği günden beri mimarî tarihinde
yaşanmış en önemli ikinci andır.”
Bu sıradışı adamdan ve ona adanmış müthiş yapımdan bizleri
haberdar ettiği için Ayşe Arman’a içtenlikle teşekkür ediyorum.
Okurlarıma da -internete yüklü olmasına rağmen- ses ve
görüntü kalitesi açısından neredeyse DVD düzeyinde olan
bu filmi -eğer İngilizce bilmiyorlarsa, konuya tam anlamıyla
vâkıf olabilmeleri için, mutlaka İngilizce bilen bir akraba ya da arkadaşlarıyla birlikte- izlemelerini öneriyorum.
Discovery’nin çektiği bu mini-belgesel sayesinde, dinî ilimler terminolojisinde sıklıkla geçen “insanın kalp gözünün açık
olması” deyişinin ne anlama geldiğini mükemmel bir örnek
eşliğinde öğreneceksiniz.
Çünkü filmin -muhtemelen Hıristiyan olan- yönetmeni,
hayatım boyunca izleme fırsatı bulduğum en “tasavvufî”
içerikli belgesellerden birine imza atmış.
Dediğim gibi; tez zamanda izlemeli ve aynı zamanda “kalp
gözü açık” dostlarınıza da izletmelisiniz.
Ankaralı âmâ ressam Eşref Armağan’a ilişkin
olarak Discovery Channel’da yayımlanan
mini-belgeselin linki:
http://www.mytopclip.com/play.php?vid=882
Ressam Eşref Armağan’a ilişkin ayrıntılı
bilgi içeren bazı siteler:
http://www.haberanadolubil.com/?sayfa=haber_detay&H=45
www.armagan.com
www.esrefarmagan.com
Brunellesschi’nin 1413′de Vaftizhane’nin
tasarımını gözünde nasıl canlandırıp yaptığını
anlatan bir sitenin linki: ve diğer link….


